Ben Ala

Bu düşe kalka ama kendi ışığında giden gerçek bir hikâye.
Ben Ala.
Birçoğunuz beni düğünümle ve sonrasında çıkan sansasyonel haberlerle tanıdınız.
Hayatımın en mutlu olması gereken dönemlerinden biri, aynı zamanda en kaotik dönemlerinden biri oldu.
Ve evet, gördüğünüz her şey gerçekti. Keşke bazı şeyler kurgu olsaydı ama değildi.
Hayatımın bir dönemini kötü yazılmış bir Türk dizisi gibi yaşadım diyebilirim.
Her hafta yeni kriz, yeni bölüm.
Ratingler de fena değildi açıkçası.
Hiçbir zaman kusursuz görünmeye çalışmadım.
Zaten çalışsam da uzun sürmezdi.
Gençtim.
Aşırı duygusaldım.
İnsanlara fazla güveniyordum.
Ve en önemlisi ,kendimi başkalarının ne dediğine göre ölçüyordum.
İnsan bazen en büyük zararı kendine veriyor, dışarıdan gelen hiçbir şeye gerek kalmadan.
Evlilik sürecim hayatımda bir dönüm noktasıydı.
Çok şey öğrendim.
İyi kalpli bir insanla karşılaşmanın ne demek olduğunu da, kim olursan ol sonunda kendi ayakların üzerinde durman gerektiğini de o dönemde anladım.
Ve evet, ilk stüdyomuzu düğün altınlarımız ve ailelerimizden gelen muhteşem bir destek sayesinde açtık.
Hayatımın en ironik ama en gurur duyduğum detaylarından biridir bu. İlk stüdyomu tek tek dizişim dün gibi aklımda.
O zamanlar da ne yaparsan yap başarının hiçbir zaman takdir edilmeyeceğini en zor yollarla öğrendim. Ama takdir edilmekle değil, devam etmekle ve pes etmemekle büyüyorsun.
Sonrasında hayatım zaten sizinle birlikte aktı.
Her şeyimi paylaşmayı seçtim.
Bu bazen beni çok kırılgan yaptı, bazen de hiç tanımadığım insanların sevgisiyle ayağa kaldırdı.
Adıyaman’da bir takipçimin evinde yemek yedim mesela.
Bazen insanı sadece ailesi değil, hiç tanımadığı kadınlar da tutuyor hayatta.
Tabii ki her şey peri masalı değildi.
Yanlış insanlarla tanıştım.
Güvenim defalarca kırıldı.
İş hayatında ciddi darbeler aldım.
Bazen “bu kadar da olmaz” dediğim şeyler oldu… ve gerçekten oldu.
Benim şöyle bir özelliğim var:
Güven konusunda kredi limitim yok.
Ama hayat sağ olsun, o limiti bana zorla öğretti.
Bazı dönemlerde içeride darmadağınken dışarıda şubeler açmaya devam ediyordum.
İş büyüyordu.
Ben ise geceleri tavana bakmayı bırakmayı öğreniyordum.
Garip ama gerçek:
İnsan kalbi kırıkken bile üretmeye devam edebiliyor.
Bir noktada çok net bir karar aldım:
Bu markanın sorumluluğu tamamen bende.
Ne olursa olsun arkasında duracağım.
Bu markayı ilmek ilmek ben kurdum.
O karar benim için kırılma anıydı.
Çünkü şunu fark ettim,
Yaşadığım hiçbir şey beni bitirmemişti.
Sadece biraz daha sert, biraz daha akıllı ve açıkçası biraz daha dayanıklı yapmıştı.
Şimdi bu websitesinde gördüğünüz ve göreceğiniz her şey gerçek.
Filtrelenmiş bir başarı hikâyesi değil.
Hata var. Ders var. Tekrar denemek var. Vazgeçmemek var.
Vazgeçmek hiçbir zaman karakterimde olmadı zaten.
Vazgeçseydim şimdi başka bir hayat yaşıyor olurdum.
Kendi gücümün farkına geç vardım.
Ve bir kere fark edince geri dönüşü olmuyor.
Hâlâ hakkımda konuşuluyor mu?
Tabii ki konuşuluyor.
İnternet sonuçta.
Sen kendini ayağa kaldırdıkça, seni yerine oturtmaya çalışıyorlar.
Ama artık biliyorum:
Konuşulan hiçbir şey beni tanımlamıyor.
Eğer buraya kadar okuduysanız hayalimin ilk adımına ortak oldunuz.
Yeni websitemiz, yeni brandingimiz ve yeni şubelerimizle tüm kalbim ve gerçekliğimle, harika ekibimle sizler için buradayız.
Ve ben Miami’den bir ev alana kadar da burada kalacağız. (Şaka.)
Bana güvendiğinizi biliyorum.
Bu güveni suistimal etmemek için çok çalışıyorum.
Umarım yeni hizmetlerimizi seversiniz.
Ala Beauté Club sizin kulübünüz; bunun için çok savaştık.
Evinizde hissedin.
— Ala